Haydi hep beraber Hadis-i Şerîf yazalım..
30 mesaj
• 3. sayfa (Toplam 3 sayfa) • 1, 2, 3
|
Cömert , Allah'a yakındır, İnsanlara yakındır, Cennete yakındır,Cehenneme uzaktır.
|
|
|
Enes (r.a) rivayet olunmuşturki
Ezan ile kamet arasında yapılan dua redolunmaz Büreyde (r.a) rivayet olunmuştur Karanlıklarda mescidlere sıkça yürüyüb gidenleri , kıyamet günü tam bir aydınlıkla mücdeleyiniz! |
|
|
--------------------------------------------------------------------------------
Ademoğlu sabaha erdi mi, bütün azaları, dile temenna edip: "Bizim hakkımızda Allah'tan kork. Zira biz sana tabiyiz. Sen istikamette olursan biz de istikamette oluruz, sen sapıtırsan biz de sapıtırız" derler. (Tirmizi, Zühd 61) |
|
|
El-Mecâlisü bi'l-emâneti.
Meclislerdeki söz emanettir. **** *** ** * ![]() Kaynak göstermeden ve izinsiz kopyala-yapıştır yapanlara hakkımız helal değildir. Amacımız doğruyu doğru olarak sürdürmeye çalışmaktır. KLAVYE ÜRETİR, FARE TÜKETİR |
|
|
Dünya, müminin zindanı, kafirin de cennetidir. ( Müslim,Zühd 1)
|
|
|
Ebü Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kendisini (doğrudan) ilgilendirmeyen şeyi terketmesi, kişinin iyi müslüman oluşundandır." [1] Açıklamalar Dünyada lüzumsuz, boş ve faydasız hiçbir şey yoktur. Allah Teala her yarattığını bir hikmete dayalı ve bir hizmete uygun yaratmıştır. Ancak herşeyin herkes için her zaman gerekli olması da hiç şüphesiz düşünülemez. İşte hadiste işaret buyurulan malayanî, "kişinin dinine ve dünyasına faydası olmayan şey" anlamındadır. İnsanı doğrudan ilgilendirmeyen şeylere bu anlamda "lüzumsuz" veya "gereksiz" denilebilir. Halkımız "üstüne elzem olmayan işe karışma" derken, işte bu manayı dile getirmektedir. Neyin malayanî, neyin gerekli olduğunu ayırabilmek için, öncelikle sağlam değer ölçülerine sahip olmak lazımdır. Hiç şüphesiz müslümanlar için müslümanlığın değer ölçüleri esastır. O halde olgun mü'min, müslümanlığın ölçülerine göre yaşayan ve çevresini bunlara göre değerlendiren kişidir. Malayanînin terkedilmesi, müslümanın sürekli uyanık olduğunu gösterir. Murakabe fikri ile yaşadığını belgeler. Malayanîyi terketmek, gerekli olanı icabeden yerde gerektiği ölçüde yerine getirmek demektir. Toplumda olumsuz gelişmelerin önlenmesi, büyük ölçüde gereksizlerin terkedilmesiyle mümkün olacaktır. Bu sebepledir ki, İslam alimleri bu hadisi "medar-ı İslam" olan dört hadisten biri kabul ve ilan etmişlerdir. Gereksizi terketmek, lüzumluları önem sırasına koyma fikrini de beraberinde getirir. Böylece müslüman, her konuda en lüzumlu olanı işlemek, en gerekli olanı ortaya koymak başarısını ve basiretini yani olgunluğunu gösterir. Bu da onun güzel müslüman olduğunun delili olur. Malayanî ile meşgul olmak, lüzumluları ihmal etmeye götürür. Çünkü gerekli-gereksiz herşeyle meşgul olmak insanı, kolayı tercihe sevkeder. Bütün bunlar ise, sonuçta müslümanı fuzulî işlerin adamı durumuna düşürür. Bu bakımdan hadis, fevkalade önemli bir tesbit yapmakta, iyi müslüman olabilmek için her şeyden önce kendisini ilgilendirmeyen fuzulî işlerle meşgul olmamak gerektiğine dikkat çekmektedir. Çünkü ömür kısadır ve hızla geçmektedir. Gerekli-gereksiz herşeyin harman olduğu günümüzde sadece lüzumlu işlerle meşgul olabilmek, ancak gerçekten olgun bir iman ile mümkündür. Hadisten Öğrendiklerimiz 1. Kendisini doğrudan ilgilendirmeyen söz ve işlerle meşgul olmamak, müslümanın iyi bir seçim bilincine sahip olduğuna ve imanının olgunluğuna işarettir. 2. İnsan, dünya ve ahireti için gerekli ve lüzumlu olan işlerle meşgul olmalıdır. 3. Malayanîyi terk, sürekli ilahî denetim altında bulunduğu şuurunun bir sonucudur. Murakabe'nin en büyük pratik faydası budur. [1] Tirmizî, Zühd 11. Ayrıca bk. İbni Mace, Fiten 12 ![]() |
|
|
لَعَنَ اللهُ مَنْ ذَبَحَ لِغَيْرِ اللهِ
Lâ'nellâhu men zebaha li gayrillâhi Allah’tan başkasına kurban kesene, Allah lânet etsin. **** *** ** * ![]() Kaynak göstermeden ve izinsiz kopyala-yapıştır yapanlara hakkımız helal değildir. Amacımız doğruyu doğru olarak sürdürmeye çalışmaktır. KLAVYE ÜRETİR, FARE TÜKETİR |
|
|
H.Z ebu HUREYRE R.A anlatıyor RESULÜLLAH A.S.V buyrdularki, "Allah Teâla hazretleri ferman etti ki: "Ben Azimu'ş-Şân, salih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insanın hayal ve hatırından hiç geçmeyen nimetler hazırladım."
|
|
|
بُنِيَ اْلإِسْلاَمُ عَلىَ خَمْس: شَهاَدَةِ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَأَنَّ مُحَمَّداً رَسُولُ اللهِ، وَإِقاَمِ الصَّلاَةِ، وَإِيتاَءِ الزَّكاَةِ، وَصْومِ رَمَضَانَ، وَحَجِّ الْبَيْتِ Buniye'l-İslâmu alâ Hamse. Şehâdeti en lâ ilâhe illallah. Ve enne muhammedu'r-resûlullah. Ve ikâmi's-salati. Ve îtâi zekâti. Ve savmi ramadân. Ve hacci'l-beyt. “İslâm beş şart üzere binâ olunmuştur. Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilâhın olmadığına ve Hz.Muhammed Sallallahu âleyhi ve sellem’in Allah’ın elçisi olduğuna şehâdet etmek, Namaz kılmak, Zekât vermek, Ramazan orucunu tutmak ve Beyt'i haccetmektir.” ![]() Kaynak göstermeden ve izinsiz kopyala-yapıştır yapanlara hakkımız helal değildir. Amacımız doğruyu doğru olarak sürdürmeye çalışmaktır. KLAVYE ÜRETİR, FARE TÜKETİR |
|
|
- “Din, güzel ahlâktır. Ahlakı güzel insan her yaşta güzeldir.”
Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a.v.), esirler arasında çocuğundan ayrılan bir kadın gördü. Kadın çocuğunun hasretinden rast gelen çocuğu kucağına alıyor, onu sevip emziriyordu. Resul-i Ekrem (s.a.v.) ashabına: — Hiç bu kadın çocuğunu ateşe atar mı? Diye sordu. Ashab: — Asla, cevabını verdiler. Bunun üzerine Resul-i Ekrem (s.a.v.): “O halde, biliniz ki, Allah’ın kullarına merhameti, bu kadının çocuğuna merhametinden daha fazladır, buyurdu.” |
|
30 mesaj
• 3. sayfa (Toplam 3 sayfa) • 1, 2, 3
Kimler çevrimiçi
Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir






